Periodontoloji Nedir?

Babalar Günü

Bir Amerikan İç Savaşı gazisinin kızı olan Sonora Smart Dodd, Anneler Günü gibi babaların da bir günü olması gerektiğini düşünmekteydi. Dodd’un babası annelerinin yokluğunda altı çocuğunu tek başına büyütmüştü. Babasının doğum günü olan 5 Haziran’ın Babalar Günü ilan edilmesi için çalışmalara başlamış ama bu çalışmalar o tarihe yetişemeyerek kutlamalar haziran ayının üçüncü pazar gününe ertelenmiştir.
Babalar Günü ilk kez 19 Haziran 1910’da Washington’un Spokane şehrinde kutlanmıştır. 1924 yılında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Calvin Coolidge kutlamaları desteklemiş; ama resmi olarak Babalar Günü ilan etmemiştir. 1966 yılında ise o dönemin başkanı Lyndon Johnson, her yıl haziran ayının üçüncü pazarının Babalar Günü olarak kutlanacağını açıklayan bir bildiri yayımlamıştır. 1972 yılındaysa başkan Richard Nixon’ın imzasıyla Babalar Günü yasal olarak ABD’de resmi tatil ilan edilmiştir.
Katolikler ise Babalar Günü olarak farklı bir tarihi kutlarlar. Onlar bu kutlamayı dini açıdan ele alıp Hıristiyanlık peygamberi İsa’nın babası anısına, Mart ayının 19. gününü St. Joseph Günü adı altında babalarına armağan etmektedirler. Bazı ülkelerde bu kutlamalar dini özelliklerinin dışına çıkmıştır.

Kalp Krizi

Diyelim ki, mesai saati bitti ve siz de akşam 18.30 civarında, alışılmadık derecede zorlu bir iş gününün ardından (tabii ki tek başınıza) arabanıza binip evin yolunu tuttunuz.
Çok yorgunsunuz ve canınızda fena halde sıkkın.
Birdenbire göğsünüzde, kolunuza ve çenenize doğru yayılmaya başlayan korkunç bir ağrı hissediyorsunuz. En yakın hastaneye sadece on dakikalık mesafedesiniz ama hastaneye ulaşmayı başarıp başaramayacağınızdan bile emin değilsiniz.

Ne yapacaksınız?

İlk yardım kurslarına katılacak kadar aklı başında biriydiniz ama kurstaki eğitmen. Sizin başınıza bir şey geldiğinde ne yapacağınızı öğretmedi!

Yalnız başınıza iken kalp krizi geçirirseniz nasıl hayatta kalırsınız?

Pek çok insan kalp krizi geçirdiği sırada tek başına oluyor; etrafta yardım edecek kimse bulunmuyor. Kalp atışları düzensizleşen ve kendisini bayılacakmış gibi hisseden birinin bilincini yitirmeden önce yalnızca 10 saniye kadar zamanı vardır.

Bu durumda ne yapmamız gerekir?

Cevap:

Paniğe kapılmadan üst üste kuvvetlice öksürmeye başlayın. Arabanızı sağa çekin motoru durdurun. Dörtlüleri yakın arabanın arkasına geçip sırt üstü yere yatın ayaklarınızı arabanızın bagajına doğru yukarı kaldırın ve öksürmeye başlayın, öksürmeden önce her seferinde derin bir nefes alın; öksürükleriniz güçlü olsun, derinden gelsin ve uzun sürsün, tıpkı göğsünüzde birikmiş balgamı atmaya çalışır gibi öksürün. Her iki saniyede bir derin nefes alıp öksürün ve bunu ya yardım gelene dek yada kalp atışlarınız tekrar normale dönene dek sürekli yapın.
Sakın arabanın içinde oturmayın, bu esnada sizi gören insanlar yardım edeceklerdir. Derin nefes almak ciğerleri oksijenle doldurur. Öksürmek kalbe tazyik yapar ve kan dolaşımını rahatlatır. Kalbe uygulanan bu tazyik, kalbin normal ritmine dönmesini kolaylaştırır. Bütün bunlar size. Bilincinizi kaybetmeden önce hastaneye yetişecek zamanı tanır. Ayaklarınız yukarı doğru kaldırılmış olduğundan vücudunuzdaki bütün kan kalbe basınç yapacaktır. Bu pozisyonda yatmak kalbin normal çalışma düzenine geçmesine yardımcı olur. Asla benim başıma gelmez diye düşünmeyin.

Periodontoloji Nedir?

Periodontoloji, dişler ve dişlerin etrafında bulunan dokuların sağlık ve hastalıktaki durumlarını inceleyen, bu dokularda meydana gelen hastalıkların teşhisi, tedavisi ve tedavi sonrasında elde edilen sağlığın korunmasını amaçlayan bir dişhekimliği dalıdır.



Dişeti Hastalıkları Nelerdir, Belirtileri Nasıl Anlaşılır?

Dişeti hastalıkları, basit bir dişeti iltihabından (gingivitis) çene kemiklerinin eridiği, dişlerin sallanarak kaybedildiği şiddetli enfeksiyonlara (periodontitis) kadar geniş bir alanı kapsar. Hastalıklarla birlikte dişetleri şişer, kızarır, kanar, çekilir; diş boyları uzar; ağız kokusu meydana gelir; dişler yer değiştirir, araları açılır ve sonunda kaybedilir. Dişeti hastalığının en önemli belirtilerinden biri olan ve hasta tarafından kolaylıkla farkedilebilen dişeti kanaması, diş fırçalarken, sert gıdalar yerken, kimi zaman da kendiliğinden meydana gelir.

Dişeti Hastalıkları Nasıl Teşhis Edilir?

Bu hastalıklar genellikle kronik seyreden hastalıklardır. Hastalık var olmasına rağmen bir süre hiç farkedilmeyebilir. Dişetleri kanıyorsa ve büyümüşse, diştaşları varsa, kimi zaman dişetleri çekilmiş ve dişler uzamışsa, bazı dişler yer değiştirmiş ve araları açılmışsa, dişler sallanıyorsa, ağızda kötü bir tad ve kötü bir koku varsa mutlaka bir dişeti hastalıkları uzmanına gidilmelidir.

Dişeti Hastalığının Başka Nedenleri Olabilir mi?

Bilindiği gibi en önemli etken mikrobiyal dental plaktır, ancak sistemik, çevresel ve kalıtsal bazı faktörler de hastalığın gelişimi için risk faktörüdür.

Dişeti Hastalıkları ile Sistematik Hastalıklar Arasında İlişki Var mıdır?

Kalp hastalıkları ve periodontal hastalıkların gelişim mekanizmaları benzer olup her iki hastalık da ileri yaşlarda, erkeklerde, sosyo-kültürel düzeyi düşük, sigara içen, yüksek tansiyonu olan, stresli bireylerde daha sık ortaya çıkmaktadır. Yapılan çalışmalarda, oral enfeksiyona sahip kişilerde, enfeksiyonun görülmediği bireylere kıyasla %30 daha fazla kalp krizine rastlandığı belirtilmiştir. Periodontal hastalığa neden olan mikroorganizmalar ve salgıladıkları zararlı maddeler diabette önemli rol oynarlar. Kontrol altında olmayan diabet hastalarında aynı ağız hijyen seviyesine sahip kontrollü diabet hastalarına göre daha fazla periodontal hastalık geliştiği bilimsel çalışmalarla saptanmıştır. Periodontal tedavi ile kan şekerinin kontrolü, böylece diabetin de kontrolü kolaylaşır.

Periodontal hastalıkta etkili olan mikroorganizmaların solunması veya bu mikroorganizmaların solunum yollarında toplanması akciğer hastalıklarının gelişmesine yol açar. Periodontal hastalıkta etkili olan mikroorganizmalar ve salgıladıkları zararlı maddeler, fetus-plasenta ünitesi için tehdit oluşturur. Annenin yaşının küçük olması (18 yaş altı), ilaç, alkol ve sigara kullanımı, stres, genetik, genitoüriner sistem enfeksiyonları ve periodontal hastalık, erken doğum/düşük doğum ağırlığı gelişimindeki risk faktörleridir.

İlaç Kullanımı Dişeti Hastalığı ile Sonuçlanır mı?

Çeşitli sistemik hastalıkların tedavisi amacıyla kullanılan ilaçlar, dişetlerinde büyüme ile sonuçlanabilir. Epilepsi tedavisinde kullanılan antikonvulsan bir ilaç olan Phenytoin, dişlerin ön yüzeylerinde, özellikle ön bölgelerde ve restorasyonların çevresinde, dişler arasındaki dişetini ve dişeti kenarını içine alan, sıkı, soluk pembe, kanamayan bir görüntüde dişeti büyümesine yol açabilir.

Organ-doku nakli sonrasında kullanılan immunosupresif bir ilaç olan Cyclosporin A, Phenytoin’e benzer şekilde dişlerin ön yüzeylerinde, özellikle ön bölgelerde ve restorasyonların çevresinde daha sık görülen dişeti büyümelerine yol açabilir. Büyüme dişler arasındaki bölgelerden granüllerin oluşumu ile başlar, yüzeyi pürtüklüdür ve kanamaya eğilimlidir.

Kalp ve hipertansiyon hastalarında kullanılan kalsiyum kanal blokerlerinden Nifedipine, Amilodipine, Nicardipine, Diltizem ve Verapamil, Phenytoin ve Cyclosporin A’ya göre daha löbüler tarzda ve soluk pembe renkli bir büyüme ile karşımıza çıkabilir.

Sigara Kullanımı Dişeti Hastalığı İçin Risk Faktörü Sayılabilir mi?

Sigaranın periodontal hastalıklardaki kemik kaybının artışında bir risk faktörü olduğu ve periodontal tedavilere karşı doku cevabını azalttığı bilinmektedir. Günde 10 adetten fazla sigara içen hastalarda, klinik sonuçlardaki başarı oranının düştüğü bildirilmiştir. Bu durum, sigaranın damarlanma üzerindeki etkisine, savunma hücrelerinin fonksiyonunu bozmasına, kollagen sentezini etkilemesine ve iltihabi cevabı değiştirmesine bağlanmaktadır.

Dişeti Hastalıkları Ailesel Geçiş Gösterir mi?

Birinci neden olmamakla birlikte, bazı kişilerin diğerlerine oranla bu hastalıklara karşı genetik olarak daha yatkın oldukları bilinmektedir.

Dişeti Hastalıklarının Tedavisi Nasıl Yapılır?

Periodontal tedavi, dişleri çevreleyen yumuşak ve sert dokulara ait hastalıkların iyileştirilmesini, bu hastalıkların meydana getirdiği yıkımların düzeltilmesini amaçlar. Bu nedenle tedavinin ilk aşaması hastalığın esas etkeni olan dental plağın hasta tarafından fırça/diş-ipi/arayüz fırçası kullanılarak temizlenmesi ve diş üzerindeki birikintilerin dişhekimi tarafından özel aletlerle uzaklaştırılmasıdır. Başlangıç tedavisi olarak isimlendirilen bu aşama periodontal işlemlerin temelidir. Basit dişeti iltihaplarında tek başına bir tedavi yöntemi olabildiği gibi, ileri durumlarda periodontal operasyona hazırlık amacıyla kullanılır.

İltihaplı dişetini, büyümüş dişetini, çekilmiş dişetini, diş-dişeti arasında çene kemiklerinin erimesine bağlı olarak meydana gelmiş boşlukları (cep) ve kemik erimesini tedavi etmek amacıyla genellikle lokal anestezi altında yapılan, yeni kemik oluşumu hedeflendiğinde, yardımcı biomateryallerin (kemik tozu, membran vs) kullanıldığı cerrahi işlemlere ise “periodontal operasyon” denir.

Periodontal operasyonlar, sadece dişetlerini veya dişleri çevreleyen tüm dokuları ilgilendirebilir. Hastalık sadece dişetlerini ilgilendiriyorsa büyümüş dişetleri kesilerek ağız ortamından uzaklaştırılır, derin dokulara ilerlediğinde ve kemik erimesi oluştuğunda ise farklı bir operasyon uygulanır. Dişeti kaldırılır, iltihaplı dokular temizlenir, kemik düzeltilir veya yeni kemik oluşturmak üzere çeşitli biomateryaller uygulanır. Daha sonra dişeti kemiği örtecek şekilde yerleştirilip dikilir ve doku iyileşmeye bırakılır. 1 veya 2 hafta sonra dikişler alınır. Operasyondan sonra 3-6 ay aralarla kontroller gereklidir. Yapılan tedavi ile iltihabın ortadan kalkması, hastalığın ilerlemesinin durması, hastanın kendi kendine etkin temizlik yapacağı bir ağız ortamının oluşması, biyomateryal kullanımında ise hastalık sonucu yıkıma uğrayan dokuların yeniden yapılanması beklenir. Tüm bunların sonucunda kişiler doğal dişlerini ağızlarında uzun seneler fonksiyon görecek şekilde tutarlar.



ÖNCE
SONRA









KARİKATÜRLER



















Ortonorm Ortodonti

Tümünü Görüntüle