Diş ve Çene Bozuklukları

DİŞ ANOMALİLERİ

1-Çapraşıklık

Çenelerin küçük ya da çenelerin boyutlarının normal ancak dişlerin büyük olduğu durumlarda meydana gelen ortodontik problemdir. Erken tanıda küçük yaşlarda takılıp çıkarılabilen hareketli apareylerle problemi çözmek mümkündür. Daimi dişlenmenin (tüm kalıcı dişlerin ağızda sürdüğü) tamamlandığı durumlarda ise tek başına sabit ortodontik tedavi ile çapraşıklığı çözmek mümkün olabildiği gibi çapraşıklığın belli oranın üzerinde olduğu vakalarda yer kazanmak amacıyla uyguladığımız farklı tedavi yöntemleriyle ve/veya çekimli ortodontik tedaviyle çeneler ve dişler arasındaki armoni sağlanır.

2-Aralıklı Dişler (Diastema)

Diş ve çene büyüklükleri arasındaki uyumsuzluk sonucu oluşur. Sabit ortodontik tedavi yöntemleriyle bu problemi düzeltmek mümkündür. Süt dişlerle kalıcı dişlerin ağızda beraber olduğu karma dentisyon döneminde özellikle üst çenede ön iki diş arasında mevcut aralığın sebebi ise çoğunlukla frenilum ismindeki kas ataçmanının olması gerekenden daha aşağıda diş etine tutunmuş olmasıdır. Basit bir cerrahi müdahale ve beraberinde sabit ortodontik tedaviyle bu estetik problemi düzeltmek mümkündür. Dişler arasındaki aralıkların bir diğer sebebi de, anormal dil alışkanlığı olarak nitelendirdiğimiz dilin devamlı dişlerin arasında bulunma durumdur. Bu tip vakalarda ise erken dönemde bu alışkanlığı ortadan kaldıran takılıp çıkarılabilen alışkanlık kırıcı bir apareyle tedavi mümkündür.

3-Örtülü Kapanış, derin kapanış (deep bite)


Normal kapanışta üst ön dişlerin alt ön dişleri en fazla 2 mm olacak şekilde örtmesi beklenirken, örtülü kapanış dediğimiz bozukluklarda bu örtüm 2 mm’den fazladır. Şiddetli vakalarda ise üst ön dişler alt ön dişleri tamamen örtebilmektedir. Bu tip bozuklukların en önamli komplikasyonu çene eklemine uygulanan fazla kuvvet sonucu eklemde oluşan gerilme ve sonucunda temporomandibular eklem bozukluklarının oluşmasıdır. Sabit ortodontik tedaviyle her yaşta bu problemi düzeltmek mümkündür.

4-Çapraz Kapanış

Yan arka dişlerde veya ön dişlerde çapraz kapanış olarak ortaya çıkabilir.Yan çapraz kapanışlar üst çenenin dar olduğu durumlarda ortaya çıkar ve tedavi edilmezse eklem problemlerine yol açar. Yan çapraz kapanışların erken dönemde tedavisi hareketli çene genişletme apareyleriyle mümkündür. Ön çapraz kapanış vakalarında ise yine hareketli apareylerle çapraz kapanışta olan dişi doğru pozisyona getirmek mümkündür.

5-Açık Kapanış

Karşılıklı gelen dişlerin temas etmediği zaman ortaya çıkan bozukluklardır. Açık kapanış vakaları çoğunlukla kötü alışkanlıklar olarak nitelendirdiğimiz parmak emme, dil emme, anormal dil alışkanlıkları, bebeklikte uzun süreli emzik ve biberon kullanımı, ağız solunumu gibi durumların varlığında görülür. Erken dönemde doğru tanıyla bu alışkanlıkları ortadan kaldıran apareylerle tedavi mümkündür. Erişkin bireylerde ise sabit ortodontik tedaviyle hafif şiddetli vakalarda düzelme sağlanabilir ancak alışkanlık devam ediyorsa problemin tekrarlanması kaçınılmazdır. Şiddetli açık kapanış vakalarında ise tek tedavi seçeneği ortognatik cerrahidir.

6-Eksik dişler

En sık rastlanılan eksik dişler üst lateral (ön ikinci diş) ’lerdir. Diş eksikliğinin genetik başta olmak üzere pek çok nedeni vardır. Diş eksikliği durumunda eksik olan dişin yanındaki dişler bu boşluğa doğru eğilebilir ve kapanış bozuklukları oluşabilir. Bu gibi durumlarda ortodontik tedaviyle boşluk kapatılabilir veya eğilen dişler düzeltilerek protetik işlemler için uygun yer sağlanır ve sonrasında protezlerle ya da implant ile boşluğun yeri doldurulur.

7-Gömülü Dişler

En sık rastlanan gömülü dişler köpek dişleridir. Gömülü dişin pozisyonu uygunsa sabit ortodonik tedaviyle gömülü diş ağız içerisine getirilebilir. Pozisyonunun uygun olmadığı durumlarda ise gömülü dişin üzeri açılır ve sabit ortodontik tedaviyle diş yerine getirilip doğru fonksiyon ve estetik sağlanır..

ÇENE ANOMALİLERİ

Üst Çene İleriliği veya Alt Çene Geriliği

Protrüze dişler dediğimiz diş bozuklukları, üst çenenin alt çeneye göre daha önde konumlandığı vakalarda görülür. Alt çene gelişiminin az olabilir ya da üst çene gelişimi alt çeneye göre daha fazla olabilir veya her iki gelişim bozukluğu bir arada görülebilir. Şiddetli olduğu vakalarda alt dudak üst ön dişlerin arkasında konumlanabilir ve üst dişleri öne doğru iterek bozukluğun artmasına sebep olabilir. Bu tip vakalarda alt dişler üst dişlerin arkasındaki diş etini yaralayabilir. Yine bu tip vakalarda üst dişler önde konumlandığı için olası travmalar (çeşitli düşme ve çarpmalar) sonucunda üst dudakta ve diş etinde yaralanmalar olabilir. Büyümekte olan çocuklarda (ergenlik dönemini tamamlamamış), bu tip vakaların tedavisinde problemin olduğu çeneye uygun fonksiyonel apareylerle ortopedik çene tedavisi ve sonrasında sabit ortodontik tedavi uygulanır. Erişkin bireylerde ise bu problemin çözümü sabit ortodontik tedaviyle mümkündür. Erişkin bireylerde çok şiddetli vakalarda çeneler arası armoniyi sağlamak için ortognatik cerrahi de düşünülebilir.

Alt Çene İleriliği veya Üst Çene Geriliği

Bu vakalarda tersine derin kapanış denilen alt ön dişlerin üst ön dişlerin önünde yer aldığı ortodontik bozukluklar mevcuttur. Bu problemler çene ekleminde düzensizliklere ve eklem rahatsızlıklarına yol açabilir. Erken dönemde uygun fonksiyonel apareylerle ortopedik tedaviyle birlikte sabit ortodontik tedavi problemi düzeltebileceği gibi, şiddetli vakalarda yumuşak dokuda ve çeneler arasında düzgün ilişkiyi sağlamak için ortognatik cerrahi uygulanabilir.

ORTODONTİ SÖZLÜĞÜ

Açık kapanış: Dişlerin kapanışa geçtiği durumda, üst dişlerin alt dişleri 1 mm’den az örttüğü kapanış bozukluğudur.

Ağız içi elastikler: Çenelerin ve / veya dişlerin birbirlerine göre konumlarını düzeltmek amacıyla, dişlerin üzerine hasta tarafından kolayca takıp çıkarılabilen lastiklerdir. Kuvvetin derecesine göre farklı büyüklükte ve kalınlıkta olabilirler.

Aparey: Plastik bir bir plak ve telli bölümlerden oluşan tek veya çift çeneye birden takılan aygıttır.

Ark teli: Braketlerin içine yerleştirilen ve dişe kuvveti veren düz ya da bükümlü metal tellerdir.

Asitleme: Braketlerin dişlere daha tutucu yapışabilmesi için mine üzerinde oluşturulan mikron bazındaki çukurcuklardır.

Bant: Tedavide destek olarak kullanılacak olan 1. ve/veya 2. azı dişlerinin etrafına takılan, paslanmaz çelikten yapılmış metal yüzüktür.

Bant sökümü: Bantların dişlerden ayrılması işlemidir.

Bantlama: Bantların dişe oturtulması işlemidir.

Beyazlatma: Dişin kendi rengini, özel ilaçlar ile 34 ton açmaktır.

Braket: Ortodontik kuvveti dişe iletmek için dişlere özel yapıştırıcı aracılığıyla yapıştırılan, diş hareketlerini sağlayacak olan tellerin bağlandığı, metal, plastik veya seramik tipleri bulunan küçük düğmeciklerdir.

Braket sökümü: Tedavi sonunda braketlerin çıkartılıp dişlerin temizlenmesi işlemidir.

Braket yapıştırma: Braketlerin diş üzerine tutturulmasıdır.

Bukkal: Ağız içinde yanağa bakan kısımdır.

Chin cap: Alt çenenin üst çeneye göre daha ileri olduğu durumlarda, alt çeneye geri yönde vektörel kuvvet uygulayan, ağız dışında kullanılan başlık ve çenelikten oluşan apareydir.

Çapraz kapanış: Üst dişlerin alt dişlerin arkasında kapandığı kapanış bozukluğudur.

Çene genişletici: Çenenin dişlerle uyumlu olmasını sağlamak için genişlemesini sağlayan aygıttır.

Diş ve çene filmleri: Ortodontik amaçla en çok kullanılan filmler, ortopantomogram veya panoramik film olarak isimlendirdiğimiz alt ve üst çeneleri ve dişlerin tümünü içeren filmlerle, sefalometrik filmler olarak isimlendirdiğimiz profilden çekilen ve çenelerin birbirleriyle ve dişlerin çenelerle olan ilişkilerini gösteren, ortodontik problemlerin tanı ve tedavi yöntemlerini belirlemede kullandığımız yan kafa filmleridir. Ortodontide kullandığımız bir diğer film de el bilek filmi olup bireylerin büyüme potansiyellerini belirlemede ve yaşlara göre tedavi yöntemini seçmede kullanılır.

Daimi dişlenme: Tüm süt dişlerinin düşmesi ile sürmesi beklenen ve hayat boyu ağızda kalması öngörülen dişlerin tümüne verilen isimdir.

Elastik ligatür: Braketlere takılan ark tellerinin sabit durmasını sağlayan renkli ya da şeffaf tutucu lastiklerdir.

Ense pedi: Headgeari facebowa bağlamak için kullanılan kalın lastikli ense bandıdır.

Facebow: Headgearin ağız dışından da görünen metal parçasıdır.

Hareketli Apareyler: Genellikle plastik bir plak ve telli bölümlerden oluşan tek veya çift çeneye birden takılan, yemek haricinde devamlı takılması önerilen, hasta tarafından kolaylıkla takıp çıkarılabilen kısa süreli ortodontik tedavilerde uygulanan apareylerdir. (damaklık)

Headgear: Üst çenenin alt çeneye göre daha önde olduğu durumlarda, üst çeneye geri yönde vektörel kuvvet uygulayan ağız dışında kullanılan enselik ve ağız içinde kullanılan metal parçadan oluşan apareydir.

Kapanış: Dişlerin ısırıldığında karşılıklı geldikleri pozisyondur.

Karma Dişlenme: 6 ve 12 yaşları arasında süt dişlerinin düşmesini ve daimi dişlerin ağızda sürmesini içeren dönemdir.

Ligatür: Teli braket içine yerleştirmek için kullanılan tel veya plastik yuvarlak parçalardır.

Lip bumper: Alt çenede azı dişleri geri iten ve dudağın dişlerin arasına girmesini engelleyen aygıttır.

Sabit ortodontik tedavi: Dişlerdeki çapraşıkları ve/veya dişlerin birbirleriyle olan ilişkilerini düzeltmek ve düzenlemek amacıyla, dişlerin üzerine yapıştırılan braketler ve ark tellerinin dişlere kuvvet iletmesiyle uygulanan uzun süreli ortodontik tedavilerdir.

Separatör: Özellikle bantlama öncesi dişlerin aralarında yer açmaya yarayan plastik veya metal parçalardır.

Mouthguard: Spor yaparken braketlerin yumuşak dokuya zarar vermemesi için takılan plastik ağızlıktır.

Mum: Braketlerin ve bantların yumuşak dokulara (yanak, dudak) batmasını engellemek için batan kısımların üzerine konan silikon mumdur.

Ölçü alma: Tedavi öncesinde, sonrasında ve bazen gerekli olduğu durumlarda tedavi sürecinde dişlerin ve çenelerin durumunu ve birbiriyle ilişkisini görmek, tedavinin planlanmasını sağlamak ve ilerleme sürecini saptamak amacıyla kişiye uygun ölçü kaşıkları ve ölçü maddesiyle yapılan kayıt işlemidir.

Örtülü kapanış: Dişlerin kapanışa geçtiği durumda üst dişlerin alt dişleri 2 mm’den fazla örttüğü kapanış bozukluğudur.

Pekiştirme apareyi: Braketler söküldükten sonra yapılan tedavinin devamlılığını sağlamak için uygulanan tedavide kullanılan apareydir.

Süt dişlenmesi: Bebeklik dişleri de denebilir. Doğumdan itibaren 6.ayda ağız içinde sürmeye başlayıp 2,5 yaş civarında tamamlanır. Toplam 20 adet süt dişi mevcuttur.

ORTODONTİK AMAÇLI DİŞ ÇEKİMİ

Ortodontist dişlerinizi dizmek için bazı dişlerinizin çekilmesi gerektiğini söylediğinde birçok hasta tedirgin olmaktadır.

Diş çekimleri simetrik yapılır. Genelde altüst çeneden birlikte yapılır. Üst çeneden sağlı sollu birer diş çekilirse alt çeneden de birer diş çekimi gerekebilir. Böyle bir durumda toplam dört dişiniz çekilecek demektir. Bu sizi rahatsız etmesin. Tedavi sonunda ideal bir diş dizimi elde edileceği için çekim boşluğu asla kalmayacaktır.

Ortodontik amaçlı diş çekiminin temelde iki amacı vardır :

1-Dişlerin dizildiği çene kavsi üzerinde yer kazanmak amacıyla. Ortodontik tedavi amaçlı sadece sürekli dişlerde değil, süt dişlerinde de yer sağlamak amacı ile çekim yapılabilir.

2-İskeletsel çene yapısının normal değerlere getirilmesi amacıyla. Örneğin, özellikle açık kapanış vakalarında , yani çeneler kapandığında ön dişler arasında fazla mesafe olan durumlarda dişlerinizde hiçbir çapraşıklık olmazsa bile ortodontistiniz diş çekimini önerebilir.

Diş çekimi nedir?

Koruyucu tedavi yöntemleriyle kurtarılmasına imkan olmayan dişlerin ağız içerisinde uzaklaştırılmasıdır.

Diş çekimi öncesinde hasta tarafından bilinmesi ve uygulanması gerekenler:

• Herhangi bir sistemik rahatsızlığınız (kalp hastalığı, şeker, yüksek tansiyon, kanama problemi) bulunuyorsa bu hastalığınızı hekiminize bildiriniz.

• Bu hastalıklara bağlı olsun ya da olmasın, düzenli kullandığınız ilaçları mutlaka hekiminize bildiriniz.

• Diş hekiminizin size çekim öncesinde ve sonrasında verdiği ilaçları düzenli ve saatinde kullanınız. Aklınıza takılan herhangi bir konuda diş hekiminize ulaşmakta tereddüt etmeyiniz.

• Diş çekimi yahut cerrahi işlem öncesinde dişlerinizi düzenli fırçalayınız ve antiseptik gargara yapınız.

• Diş çekimi esnasında hiçbir şekilde ağrı hissetmeyeceksiniz, buna karşın baskı hissi ve çalışma alanından gelen seslere karşı mümkün olduğunca sakin olunuz. Gerekirse doktorunuzun kontrolünde sakinleştirici kullanabilirsiniz.

Diş çekimi ve cerrahi işlem sonrası uyarılar,yapılması gerekenler:

• Ağzınızı en az yarım saat boyunca çalkalamayınız, iki saat boyunca hiçbir şey yiyip içmeyiniz

• Diş hekiminizin önerisi doğrultusunda operasyon sahasına dışarıdan soğuk kompres yapınız.

• Konulan tamponu yarım saat boyunca sıkıca ısırınız. Çekimi takip eden saatlerde sık tükürmeyiniz. Çekim yarasını kurcalamayınız ve bir gün boyunca üzerinde yemek yemeyiniz.

• Diş çekimi sonrasında 624 saat boyunca sızıntı şeklinde kanamanız olabilir. Bu kan tükürüğünüze karışıp onu boyar ve size çok kanamanız varmış gibi gelebilir. Endişelenmeyiniz ve çok kanamanız olduğuna kanaat getirirseniz diş hekiminize başvurunuz.

• Sıcak şeyler yiyip içmeyiniz. Soğuk ve ılık yiyecek ve içecekler tercih ediniz. Sıcak banyo yapmayınız, sıcak ortamlarda bulunmayınız, güneşte dolaşmayınız. Dişlerinizi düzenli olarak fırçalayınız ve ağzınızı temiz tutunuz. Çekim bölgesini yumuşak fırçalayınız.

• En az 5 gün boyunca sigara içmeyiniz. Sigara çekim bölgesini iyileşmesini geciktirmekte ve enfeksiyona sebep olmaktadır.

• Bir hafta boyunca havuza girmeyiniz. Uyuşukluğun geçmesini takiben ağrınız olursa diş hekiminizin size tavsiye edeceği bir ağrı kesiciyi kullanabilirsiniz. Aspirin kullanmayınız.

• Diş hekiminiz tarafından size verilen ilaç ve gargaraları düzenli ve saatinde kullanınız.

• Eğer operasyon bölgesine dikiş atıldıysa bir hafta sonra dikişlerinizi aldırmak için diş hekiminize başvurunuz.

Yüzünüzde şişme (kemik cerrahisi hariç), şiddetli ağrı ve 24 saati geçen şiddetli kanamanız olursa vakit geçirmeden diş hekiminize başvurunuz.

DİŞ ETİ HASTALIKLARI VE DİŞLERİN GELİŞİM BOZUKLUKLARI

Dişin diş eti dışında görünen bölümü diş minesi denilen sert bir tabaka ile kaplanmıştır. Bunun altında daha yumuşak bir yapı vardır. En içte ise diş özü vardır. Burada bol miktarda damar ve sinir bulunur. Diş gövdesi diş etine ve onun altındaki kemiğe girdiği bölümde daralır. Bu bölüme dişin boyun bölümü denir. Çene kemiği içinde kalan bölümüne ise dişin kök bölümü adı verilir. Diş kökü diş yuvasında çene kemiğine özel doku uzantıları ile sıkıca bağlanmıştır. Diş eti hastalıkları, diş çürükleri ağız kokusuna neden olabilir. Ağız kokusu olduğunda nedeni araştırılmalıdır.

Diş eti hastalıkları en önemli diş sağlığı sorunları arasındadır. Ağız hijyeninin bozukluğu ile yakından ilişkilidir. Başlangıç döneminden itibaren diş etleri kolay kanar. Diş eti kanamalarında diş hekimi muayenesi zorunludur. Diş etleri, diş yuvaları ve ağız tabanındaki iltihaplanmalar genel olarak diş eti hastalığı olarak bilinmektedir. Diş üzerindeki plaklar bunun en önemli nedenidir. Tedavi edilmeyen diş eti iltihapları çene kemiğinin de iltihaplanmasına ve zarar görmesine yol açabilir.

Diş çürüğü, diş eti hastalıkları, sinüzit, bademcik iltihabı, solunum sistemi hastalıkları, sindirim sorunları, ağız bakım yetersizliği ağız kokusuna neden olabilir. Bu hal, sosyal ilişkileri de etkiler. Bazı metabolizma hastalıkları da ağızda kendine özgü kokular yapabilir.

Ağızda kapanma bozukluklarına neden olan diş düzensizlikleri dişlerin çürümesini kolaylaştırır ve daha erken dönemde dökülmesine yol açar. Düzensiz dişler, alt ve üst çene arasındaki ilişkinin bozulmasına neden olabilir. Çiğneme ve temizleme güçlüğü yaratırlar, kötü ağız kokusuna yol açarlar.

Düzensiz dişlerin en önemli nedeni süt dişlerinin zamanından önce yitirilmesi olabilir. Bunun sonucunda çıkan kalıcı dişler birbiri üzerine gelecek biçimde yerleşebilirler. Düzensiz dişler konuşma bozukluklarına ve görünüm bozukluklarına neden olabilir.

Sigara dişlerde renk değişikliği yapar. Sigara içenlerin dişleri kahverengimsi bir renk alır. Canlılığını kaybetmiş olan dişler gri renkte görünür. Çocuklarda hatalı olarak kullanılan bazı ilaçlar da dişlerde renk değişikliğine neden olabilir. Aşırı derecede flor dişlerin sararmasına neden olabilir.

Hamilelikte ve süt çocukluğu döneminde kullanılan antibiyotik vb. bazı ilaçlar dişlerde kalıcı renk değişikliklerine neden olabilir. Bu nedenle hekim önerisi olmaksızın ilaç kullanılmamalıdır.

ORTODONTİK TEDAVİDE ÇOCUKLARIN UYMASI ZORUNLU KURALLAR NELERDİR?

Ortodontik tedavide çocukların uyması zorunlu olan kurallar vardır. Anne ve babaların da tedavi süresince çocuklarını dikkatle izlemeleri gerekir.

Bu kurallar şunlardır:

1- Ortodontik tedaviye başlamadan önce çürük dişlerin tedavi edilmesi ve diş etinin tam sağlıklı duruma getirilmesi gerekir.

2- Tedaviye başlanınca ortodonti uzmanı, koyduğu tanıya göre çocuğa bir aparey uygular. Bu apareye ve dişlere daha önceki bölümlerde anlatıldığı gibi çok iyi bakılması; dişlerin düzenli fırçalanması şarttır. Hele sabit aygıtlarda dişlerin üzerine yapıştırılan olukların etrafında diş plağı çok çabuk yerleşir. Buna imkan verilmemesi gerekir.

3- Hekim tedaviye başladıktan sonra hastasını ortalama ayda bir görür. Dolayısıyla ortodontik tedavide büyük görev, çocuklara düşer. Bu nedenle dişleri düzeltilecek çocuklarda tedavi isteği olması gerekir. Ailenin zorlaması çoğu zaman olumsuz etki uyandırmaktadır.

4- Hekimin kontroller sırasındaki tavsiyelerine dikkatle uyulmalıdır.

5- Randevular aksatılmamalıdır

6- Apareylerde kırılma, kopma veya ağıza yapışan düzeneklerde çıkma varsa tedavi kesintiye uğrar. Böyle durumlarda hemen hekime başvurulmalıdır.

7- Pekiştirme tedavisinde bıkkınlık gösterilmemeli; uygulanan aygıt ağıza düzenli takılmalıdır.

Ortodontik aparey nedir?

Aparey “aygıt” anlamına gelir. Ortodontik tedavide kullanılan bütün düzenekler bu adla anılırlar. Aparey ler çok çeşitlidir

a. Bazı apareyler ağızdan çıkarılıp takılabilir. Bunlara “hareketli aparey” denir. Bunların üzerlerine konulan yaylar, vidalar, düzeltilecek dişlere bir kuvvet uygular. Hareketli apareylerin bazıları hem alt hem de üst çeneye oturur ve tek gövdeli (monoblok) olan bu aygıtlarla ortopedik tedaviler yapılır.

b. Bazı aygıtlar dişler üzerine yapıştırılan oluklu bir metal (braket) ile bu oluklu metallere uygulanan tellerden oluşur. Bunlara “sabit aparey” denir.

Aparey seçiminde kararı ortodonti uzmanı verir. Kural olarak en kısa zamanda, en etkin tedavi düşünülür. Ayrıca çocuğun tedavi yaptırma isteği, uyumu ve ailenin ekonomik koşulları da aparey seçimini etkiler.

DİŞ ETİ ÇEKİLMESİ & KANAMASI

Dişeti kenarının kök yüzeyini açığa çıkaracak şekilde kök ucuna doğru yer değiştirmesi dişeti çekilmesi olarak tanımlanmaktadır. Yaşla birlikte kökün bir miktar açığa çıkması fizyolojik dişeti çekilmesi olarak kabul edilmekte ise de günümüzde 1mm’lik dişeti çekilmesi bile genellikle patolojik olarak kabul edilmektedir.

Dişeti çekilmeleri klinikte genellikle ne yazık ki iyi ağız hijyenine ve sağlıklı görünümlü dişetlerine sahip bireylerde rastlanmaktadır. Özellikle diş fırçasını yanlış seçen ya da yanlış kullanan bireylerde dişeti çekilmesi bölgesinde çok az ya da hiç bakteri plağı bulunmadığı görülür. Çekilme tek bir dişi ilgilendirebileceği gibi, bir grup dişin dudağa ya da dile bakan yüzeyinde de izlenebilmektedir. Nadiren diş kayıpları ile sonuçlana dişeti çekilmeleri hem hasta, hem de hekim için klinik açıdan oldukça önemli sonuçlar doğurmaktadır. Çekilme nedeniyle kök dokusu (sement) açığa çıktığında mineral yapıda olabilecek değişiklikler sonucu, uzun dönemde kök çürüğe yatkın hale gelir. Kök yüzeylerinde ortaya çıkan diğer bir sonuç da dokunma, termal değişimler ve kimyasal etkenlerle ortaya çıkan kök hassasiyetidir. Dişeti çekilmesi bulunan hastalar kötü estetikten şikayetçidirler ve hastalarda ve hastalarda dişin kaybedileceği endişesi gibi psikolojik sonuçlar doğurur. Özellikle kök hassasiyeti sonucu oluşabilen ağrı şikayetleri hastaların ağız hijyenlerini sürdürmelerini engelleyerek daha fazla bakteri plağı birikimine ve buna bağlı diş ve dişi çevreleyen destek doku problemlerine yol açması nedeniyle önemlidir.

Dişeti çekilmeleri şeklinde oluşan morfolojik değişimler bazı durumlarda çok özel bir klinik görüntüye sahiptir. Bunlardan bir tanesi Stillman yarıkları diye adlandırılan, dişeti kenarından başlayarak kök ucu yönünde virgül şeklinde uzanan çekilmelerdir. Günümüzde hatalı diş ipi kullanılması sonucunda Stillman yarıklarına benzer dişeti çekilmeleri oluşabileceği bildirilmektedir. McCall kordonları ise dişeti çekilmeleri bölgelerinde ve özelikle kanın ve küçük azı bölgelerinde görülen basamak tarzında dişi bir kordon gibi saran dişeti büyümeleridir. Meydana gelen bu oluşumların morfolojisi hatalı diş fırçalamanın kuvveti, süresi, sıklığı ve yönüyle ilintilidir.

Dişeti çekilmesi dişetinin konumunu belirlemeye yönelik bir terimdir; dokunun sağlığı ile ilgili herhangi bir anlam ifade etmez. Diğer yandan gizli dişeti çekilmesi olarak tanımlanan dişetinin dişe tutunmasına ait yapışıklık (ataçman) kayıpları, periodontitis dediğimiz dişeti hastalığı tipine bağlı olarak meydana gelir ve ayrı bir tedavi prensibi vardır. Bu tanı, çekilme olgusunun hastalar tarafından yanlış anlaşılmasına yol açmaktadır. Sonuçta hastalar ağızlarındaki dişeti hastalığına bağlı doku yıkımını tek başına dişeti çekilmesi olarak algılayabilmekte, sebep olan faktörleri ve sonuçlarını göz ardı ederek sadece dişeti çekilmesi ile oluşacak estetik sorunları düşünmekte, hatta bunu bile çoğu kez önemsememektedir. Literatürde dişeti çekilmesinden çok sayıda etken sorumlu tutulmuştur; dişi çevreleyen destek dokuların iltihabı hastalıkları, travmatik ve cerrahi yaralanmalar, yetersiz dişeti genişliği, yetersiz dişeti kalınlığı, çiğneyici kuvvetlerin düzensiz intikali, ağız içindeki yüksek kas yapışıklıkları, aşırı fırçalama kuvveti, diş fırçalama tekniği, sert diş fırçası, diş fırçalama sıklığı, sigara içme alışkanlığı, ağız içindeki restorasyonlar, açılı diş kökleri, dişlerin üzerinde oturduğu kemiğe ait düzensizlikler, dişlerin kötü konumlanması ve çapraşıklık, ortodontik tedavi, yaş, kalıtım ve diş taşı varlığı bu etkenler arasında sayılabilir.

Dişeti çekilmesinin tedavisi

Dişetindeki iltihabı durumun ve kanamanın ortadan kaldırılması, dişi çevreleyen destek dokunun yıkımının engellenmesi, fonksiyonun sağlanması, yıkıma uğramış dokuların restorasyonu ve rejenerasyonu, dişi çevreleyen destek dokuların sağlığının korunması için gerekli fizyolojik dişeti formunun yeniden oluşturulması, hastalık tekrarının engellenmesi, diş kaybının azaltılması ve estetiğin sağlanması da tedavinin temel amaçlarındandır. Açığa çıkmış kök yüzeyinin kapatılması için kullanılan başlıca teknikler yumuşak dokuyu farklı şekillerde konumlandırma esasına göre değişik isimler alır. Bunun yanısıra bu tekniklerden bir diğeri olan grefleme tekniklerinde ağzın farklı bir bölgesinden aldığımız dokuyu ilgili bölgeye adapte etmek, bir diğerinde ise dışardan biyomateryal adını verdiğimiz dokunun rejenerasyonunu yönlendirmede kullandığımız unsurlar esastır. Bu teknikler tek başlarına kullanılabildikleri gibi, birden fazlası birlikte de uygulanabilir. Burada hekimin en önemli görevi hangi tip cerrahi işlemin daha az travmatik olacağını, hastalığın en etkili şekilde kontrolünün nasıl sağlanacağını ve böylelikle mevcut dişlerin sağlığının uzun dönemde ne şekilde korunabileceğini saptamaktır. Kök kapatma yöntemlerinin oldukça güvenilir, sonuçlarının ise tahmin edilebilir bir hal alması ve hasta memnuniyeti yaratması nedeniyle, hekim bu tedavi seçeneklerini göz ardı etmemelidir. Ancak uygun olmayan vaka ve cerrahi teknik seçimi, gerçekçi olmayan hedefler, kullanılacak yönteme tam olarak bağlı kalmamak gibi nedenlerden dolayı, tedavi başarısızlıkla sonuçlanabilir. Mevcut dişeti çekilmesine uygun olarak seçilen cerrahi yaklaşım, sağlığın uzun dönemde korunabileceği başarılı sonuçlar getirecektir.

ENDODONTİ (KANAL TEDAVİSİ)

Kanal Tedavisi

Yurt dışında hastalar ve diş hekimleri tarafından büyük öneme sahip bir tedavi şekli olan kanal tedavisi maalesef ülkemizde yıllar önce hem hastalar hem de diş hekimleri tarafından fazla önemsenmemiştir. Bunun en büyük nedeni de, yapılan kanal tedavilerinin kurallara uygun ve kusursuz yapılamaması, kanal tedavisine rağmen hastaların ağrılarının geçmemesi ve dişlerini çektirmek zorunda kalmasıydı. Fakat son yıllarda insanımızın eğitim düzeyinin artması ile orantılı olarak doğal dişlerin değerinin bilinmesi ve yapılan protezlerin pahalı olması kanal tedavisini çok önemli kılmaktadır. Ciddi ve düzenli kliniklerde kanala tedavisi genel diş hekimleri tarafından değil, Endodontistler tarafından yapılmaktadır. Kanal tedavisine ihtiyacınız olduğu söylendiyse, merak ettiğiniz sorularınızın yanıtlarını aşağıda bulabilirsiniz.

Neden Kanal Tedavisi Yapılır ?

Eğer dişin kök kanallarındaki canlı doku veya pulpa ( pulpa = damar ve sinir paketi), halk arasındaki tabiriyle sinirler, iltihaplanmışsa veya canlılığını sürdüremeyecekse kanal tedavisi gerekir. Çünkü bu dokunun vücuttaki diğer dokular gibi kendini yenileme ve tamir etme kabiliyeti yoktur Derin çürükler, diş üzerinde yapılan işlemler ( örn: dolgular veya diş kesimleri), dişte oluşan kırık ve çatlaklar pulpanın iltihaplanmasına yol açabilir. Buna ek olarak dişe gelen travmalar da, dişte herhangi bir çatlak ya da çürük olmasa da pulpanın iltihaplanmasına ve hasar görmesine yol açabilir. Eğer iltihaplı pulpa tedavi edilmezse, ağrıya ve abseye neden olur.

Kanal tedavisine ihtiyacınız olduğunu nasıl anlarsınız ?

Sıcak ve soğuğa karşı uzun süreli hassasiyet, çiğnerken oluşan ağrı ya da rahat çiğneyememe, kendi kendine başlayan özellikle de geceleri başlayan ağrı, dişin renk değiştirmesi, şiş, dişe yakın bölgedeki lenf düğümlerindeki ağrı veya elle hissedilen şişlik.

Kanal Tedavisi Dişi Nasıl Kurtarır ?

Endodontist dişin kök kanalındaki iltihaplı veya zarar görmüş pulpayı ( damarsinir paketini) çıkarır, dikkatli ve özenli bir şekilde kök kanallarını temizleyip şekillendirdikten sonra kök kanalını doldurur.

Kanal tedavisi sonrası dişinize dolgu ya da porselen kaplama yapılır.

Bütün bu işlemlerden sonra dişiniz diğer dişler gibi görevine devam eder.

Kanal tedavisi yapılırken ağrı hisseder miyim ?

Modern anestezi teknikleri ve maddeleri sayesinde hastalar tedavi sırasında ağrı hissetmediklerini söylemektedir. Tedavi sonrası birkaç gün dişinizde hassasiyet veya ağrı olabilir. Bütün bu şikayetler rutin ağrı kesicilerle ortadan kalkar. Dişinize kanal tedavisi sonrası restorasyon yapılana kadar o dişinizi kullanmamanız tavsiye edilir.

Bütün dişlere kanal tedavisi yapılabilir mi?

Dişlerin çoğuna yapılabilir. Zaman zaman bazı dişler kanal tedavisiyle kurtulamayabilir. Kanallara girilememesi, köklerdeki kırıklar, yeterli kemik desteğinin olmaması veya dişin restore edilemeyecek kadar harap olması başlıca nedenlerdir.

Kanal tedavisi dişi öldürür mü ?

Eskiden kalma bir inanışla " kanal tedavisi dişi öldürür " düşüncesi gerçeği yansıtmamaktadır. Kanal tedavisiyle dişin içindeki canlı doku alındıktan sonra dişiniz sıcağa ve soğuğa karşı hissiz hale gelir, ama çene kemiğinden ve çevre dokulardan gelen damar veya sinirlerle görevine devam eder ve kemik içinde tutunur. Tedavi sonrası yapılacak uygun bir dolgu ya da restorasyon yardımıyla çok rahat çiğneyebilir, ya da dişinizi protez ayağı olarak kullanabilirsiniz. Yapılan araştırmalara gore kanal tedavisini başarısı % 98’tir.

Neden dişimi çektirmiyorum ?

Bazı hastalar, kanal tedavisi yerine dişimi çektirsem, yerine köprü ya da implant yaptırsam daha iyi olur diye düşünmektedirler.

Hiçbir protez sizin kendi dişinizin yerini tutamaz. Kanal tedavisi ve üzerine yapılacak restorasyonla dişinizi ömür boyu rahat ve konforlu bir şekilde kullanabilirsiniz. Bunun yanında proztezlere kıyasla daha az para öder, zamandan da tasarruf edebilirsiniz.

DİŞ DOSTU YİYECEKLER VE BESİNLER

Günaydın,

Gününüz aydın, şansınız bol, herşey gönlünüzce olsun,

Diş eti, diş sağlığı, diş çektirme, diş hastalıkları, diş beyazlatma, ağız kokusu…

Gün içerisinde tükettiğimiz bazı besin maddelerinin dişleri koruyor. Doğal yöntemlerle dişlere koruma sağlayan yiyeceklerin başında ise yoğurt, peynir ve elma geliyor.

Bu besinlerin yanı sıra gün içerisinde tüketilebilecek yeşil çay, kereviz, kivi, maydanoz, kuru yemişler ve balık gibi yiyeceklerin dişlerin korunmasında önemli katkıları olduğu belirtiliyor.

Kalsiyum açısından zengin olan yoğurdun dişlere çok sayıda katkısı var.

Diş Hekimi Tülay Tacettinoğlu, yoğurdun, kalsiyum periodontal rahatsızlığı olan kişilerdeki diş köklerinde iltihaplı cep sayısını azalttığını belirtiyor. Bu rahatsızlıktan dolayı dişlerde oluşmuş sallantı ve gevşek dişlerin iyileştirmeye yardımcı olduğuna dikkat çekiyor.

Kabuklu yenen elma bir yandan d

Ortonorm Ortodonti

Tümünü Görüntüle